Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Sanılanın aksine dehb tek başına bir bozukluk değildir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu 3 başlığa ayırıyoruz. Bunlar; çoğunlukla hiperaktif-dürtüsel tip ( dikkat sorunu çok sık rastlanmaz) , çoğunlukla dikkat sorunu olan ( hiperaktivite-dürtüsel davranışlar çok sık rastlanmaz) ve karma tip ( hem dikkat sorunu hem de hiperaktivite-dürtüsellik semptomlarına rastlanır).

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu için bir patoloji yoktur yani her ne kadar nörolojik bir hastalık olarak tanımlansa da kimse beyinde yerini tespit edememiştir. Son çalışmalar daha çok genetik yatkınlık üzerine yoğunlaşmıştır. Tanı konması genellikle bir dizi karakteristik veya kontrol listesi kullanılarak ve ebeveyn görüşmeleriyle gerçekleştirilir.

Klinik ortamda tedavi edilen DEHB erkek çocukların kızlara oranı 4:1 ‘ dir. Hiperaktivite veya davranışsal bozukluklar çok sık görülmediğinden kız çocukları genelde göz ardı edilir. Araştırmalara göre yetişkinlik döneminde bu durumdan etkilenme ihtimalleri kadınların erkeklere göre daha yüksek görülür.

Dikkat eksikliği; çoğu zaman dikkatini ayrıntılara vermede güçlük, dikkatsizce hatalar yapma, düzenli, planlı olmakta zorluk çekme, işleri takip etmede zorlanma, yönergeleri izleyememe ve görevleri tamamlayamama, günlük etkinliklerde unutkanlık;

Hiperaktivite; genelde çok konuşma, sürekli kıpırdanma veya sürekli hareket halinde olma, sıra bekleyememe gibi davranışlarla ilişkilendirilmiştir. Bu gibi davranışları herkesin yaptığı düşünülürse, DEHB tanısı bu davranışların sıklığına ve şiddetine bağlıdır.

DEHB ‘e öğrenme güçlüğü, kaygı bozuklukları ve bazı davranış bozuklukları eşlik edebilir.

DEHB müdahalesinde genellikle ilaç birincil tedavi yöntemidir ve birçok DEHB olan kişilerin bu ilaçlara olumlu tepki verdiği görülüyor. Fakat şöyle bir gerçek var ki ilaçlar tedavi etme amaçlı kullanılmaz, semptomları hafifletmede yardımcı bir araçtır, uzun vadede etkisini kanıtlayacak bir bulgu elde edilmemiştir. Son zamanlarda ilaçla beraber etkili psiko-sosyal eğitim ve davranışsal yaklaşımlar da denenmektedir.

Psk. Zehra DOĞAN

Çocuklarda geç konuşma nedenleri ne olabilir?

Öncelikle çocuğunuzda fiziksel bir problem olup olmadığını araştırmak gerekir. KBB doktoruna gidip bütün muayenelerden geçmesi gerekir.

Herhangi problem olmadığına kanaat getirdikten sonra çocuğunuzun teknolojik aletlerle ne kadar haşır neşir olduğunu gözden geçirmeniz gerekir. Televizyon, tablet, telefon gibi aletlerle fazla zaman geçirmesi çocukta konuşma ihtiyacını azaltmakta, sosyalleşmesini etkilemektedir.

Sosyal açıdan bakıldığında, akranlarıyla vakit geçirmemesi, sosyal ortamlarda bulunmaması, aile fertlerinin ne kadar diyalog halinde olduğu, sizin çocuğunuz ile ne kadar etkileşim içinde olduğunuzu, önemsediğinizi, ilginizi hissettirdiğinizi gözden geçirmeniz gerekir.

Psikolojik açıdan değerlendirilecek olursa, son zamanlarda çocuk için değişim sayılabilecek; yeni bir kardeşin aileye katılması, ölüm, taşınma, boşanma gibi nedenler de etkili olabilmektedir.

Bunların yanı sıra çeşitli nörolojik problemler çocuğun dil gelişimini etkilemektedir. Otizm, zihinsel engel, hidrosefali, havale, serebral palsi gibi durumlar örnek verilebilir.

Ailelerin bir problem olduğunu hissettikleri an derhal bir çocuk psikiyatrisine ya da çocuk nöroloji uzmanına başvurmaları gerekir.

Osb’nin Olası Nedenleri ve Risk Faktörleri

Araştırmacılar, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun nedenlerini belirlemek için uzun yıllardır farklı çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalarda  OSB’nin neden bazı çocuklarda geliştiğini anlamalarına yardımcı olmak için, araştırmalarda ailelerin ve çocukların katılımlarına gereksinim duyulmaktadır. Anne-babalar araştırmalara katılarak hem çocukları hakkında daha fazla bilgi edinme şansı yakalarlar hem de bilime büyük katkı sağlarlar. OSB’nin nedenleri hakkında her öğrenilen bilgi, OSB olan çocuklara sağlanması gereken hizmetlere ve bizlere yol gösterici olmakla birlikte, bu hizmetlerin geliştirilmesinde önemli katkılar sağlar.
Günümüzde OSB’nin nedenleri konusunda genellikle genetik, çevresel ve ailesel etkenlerin etkili olduğu yönünde görüşler savunulmaktadır.
Otizm spektrum bozukluğundaki genetik etkenlerle ilgili ilk kanıtlar, ikiz çocuklarla ve ailelerle yapılan çalışmalara dayanmaktadır. OSB’de genetik temeli savunan araştırmacıların görüşünü destekleyen OSB olan bireylerdeki genetik çalışmalardan;

• Tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine oranla otizm spektrum bozukluğu görülme yüzdesinin belirgin olarak yüksek olması (%90),
• Tek yumurta ikizlerinden birinde otizm spektrum bozukluğu varsa diğerinde de olma olasılığının %60-90 olması,
• Kardeşler arasında tekrarlanma riskinin %4 olarak hesaplanması gibi genetik etkenler otizm spektrum bozukluğunun nedenlerini belirlemeye dönük çalışmalarda önemli rol oynadığını gösteren bulgulardır.
Ayrıca kromozom bozukluklarının incelenmesi, OSB ve kromozom yapıları arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmalar ve genetik bağlantı analiz çalışmaları sonucunda otizm spektrum bozukluğuna neden olan pek çok genetik hastalık belirlenmiştir. 

Ağır metal zehirlenmeleri, mide ve bağırsak sorunlarına neden olan gluten, kazein proteinleri ve folik asit içerikli besinler ya da vitaminler, antibiyotik kullanımının artması, Omega-3 tüketiminin azalması, enfeksiyonlar gibi çevresel etkenlerden; anne ya da babanın yaşlarının çocuk sahibi olmak için ileri olması, eğitim ya da sosyo-ekonomik düzeyleri, alkol ya da madde bağımlılığı, psikiyatrik hastalıklar gibi ailesel etkenlerden her birinin OSB için birer risk faktörü olduğu kabul edilmektedir.
Ancak bu etmenlerin OSB ile ilişkisi olduğuna dair kesin bilimsel kanıtlar bulunmamaktadır.

Folstein, S, ve Rutter, M. (1977). Infantile autism: A genetic study of 21 twin pairs. Journal of Child Psychology and
Psychiatry, 18,
Pehlivantürk, B., Bakkaloğlu, B., ve Ünal, F. (2003). Otistik bozukluk etyolojisi: Genetik etkenler. Çocuk ve Ruh Sağlığı
Dergisi, 10, 88-96. 
Williams, B. F., ve Williams, R. L. (2011). Effective programs for treating autism spectrum disorder: Applied behavior
analysis models. NY and London: Routledge Taylor & Francis Group.

                                                                                                                                                                                              Psk. Zehra DOĞAN